Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
 

Kardemin Diyari

 

Hayvanlar Alemi - Albatros Kuşu

ALBATROS KUŞU

Kanatları hariç albatrosların vücutları beyazdır. Pek az gri ve kahverengi olanları vardır. Hayatlarının çoğunu açık denizlerde saatlerce avlanmakla geçirirler. Uzun müddet kanat çırpmadan süzülerek uçabilirler. Kanat uzunluğu 2.50 metreye ulaşabilir. En uzun kanat açıklığına sahip olan kuştur.

Albatroslar açık deniz kuşları olup suda uyur ve beslenirler. Ancak yumurtlamak ve kuluçkaya yatmak için karaya çıkarlar. Eşler birbirlerine son derece saygılı ve centilmendir. Saatlerce birbirlerine sevgi gösterilerinde bulunurlar. Dişi albatros senede bir tek beyaz yumurta yumurtlar. Eşler nöbetleşerek kuluçkaya yatarlar. Eşlerden birisi denizde iken diğeri yumurtanın üzerinde bir hafta kadar oturabilir. 80 günlük kuluçka devresinden sonra çıkan yavruyu 8-9 ay sindirilmiş besinleri gagasına kusarak itina ile beslerler.

ALBATROS KUŞU HAKKINDA RİVAYETLER

Rivayetlere göre yeni uçmaya başlayan bir Albatros Kuşu kendine bir eş bulana kadar havada uçarmış. Eşini bulmadan inmezlermiş. Uyku ihtiyacını uçarken havada giderirmiş.

Etiket :
Casper_m
23 Temmuz 2008
20:20
Yorumlar :0
 
 
 
 

ARIMI SOKTU, SINEK MI ISIRDI

ARI ve SİNEK 

Kesme şekeri hafif ıslatın

sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın

zehir'i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler

Etiket :sağlık
Casper_m
23 Temmuz 2008
19:09
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gizem ve Kıssadan Hisse - Kahve Fincanı

''Yaşlı kadın, bir antika dükkânından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi.

Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu.

Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti.

Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim.

Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek:

“Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve;

“Daha değil!” diye cevapladı beni.

“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

“Henüz değil!”“Derken beni aldı ve fırına koydu.

Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek ”Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”

“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve

“Daha değil!” diyordu.

“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi. “Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim.

Onun cevabi ise aynıydı:

“Henüz değil!”

“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim.

“Hayır! Beni yine fırına sokma, lutfeeen!” diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine

“Daha değil!” diyordu.

Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm. “Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak acıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

“Simdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”

Ona “Evet” dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve

“Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

“Evet, bu sensin!” dedi usta.

Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin. Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgâhın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.

 Ve ben kahve fincanı, su sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! Bana zarar vereceğini düşündüm. Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

Teşekkür ederim.”         

* * * * * *

Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acıda ki hikmeti görelim. Kahrın da hoş, lutfun da hoş demesini bir öğrenebilsek… ''  

Etiket :gizem ve kıssadan hisse
Casper_m
23 Temmuz 2008
12:45
Yorumlar :0
 
 
 
 

Aşk... P. Coelho

aşk

 

Barajlar gibidir aşk, bunu biliyorum; Bir zerre suyun sızabileceği bir çatlak bırakırsanız, bu su duvarları yavaş yavaş kemirir ve öyle bir an gelir ki, akıntının gücünü artık kimse denetleyemez. Duvarlar olursa, aşk, efendi olarak her şeye el koyar, neyi yapabilirim, neyi yapamam, sevdiğim kişiyi yanımda tutabilirmiyim, tutamazmıyım, gibi sorular artık boşunadır...Aşık olmak denetimi elinden kaçırmak demektir...

P. Coelho

Etiket :güzel sözler
Casper_m
22 Temmuz 2008
22:37
Yorumlar :0
 
 
 
 

Saçların Ayrılık Sarısı Gözlerin Yalnızlık Mavisi...

Saçların Ayrılık

Hayalinle dans ederken,
Vazgeçmiştim bencilliğimden.
Ben,son sigaran bile olmaya razıyken
Sen,nasılda sebepsiz bıraktın ellerimi!
Oysa yüreğin kanamasın diye
Bir kez daha en derinden,
Binbir acıyla doğupta küllerimden,
Gözlerime saklamıştım bütün hüzünlerini...

Şimdi benim için,
Saçların ayrılık sarısı
Gözlerin yalnızlık mavisi
Yükledim kirpiklerime sevdanın tozunu
Usul usul yol almaktayım
Önce ruhum bedenimi bulmalı
Sonra en ağır yüklerini boşaltmalı
Ve sessizce ağlamalıyım o zaman...
Biliyorum şimdi ağlarsam eğer,

Etiket :şiir
Casper_m
22 Temmuz 2008
20:58
Yorumlar :0
 
 
 
 

Kıssadan Hisse - Kadı Efendi

Kadının, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş.

Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: 'Hani bizim ördek?'

Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.

Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş.

Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'

Fırıncı 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:

'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'

Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca kadı, 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'

Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'

Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
'Senin şikáyetin ne?'

Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa sen e mi?'

Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikáyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu!

Etiket :kıssada hisse
Casper_m
22 Temmuz 2008
20:00
Yorumlar :0
 
 
 
 

Deniz Ortadan İkiye Ayrıldı

Deniz Ortadan ıkıye ayrılıyor..Çok enteresan

Deniz Ortadan İkiye Ayrıldı

Teolojik mitolojideki Hz. Musa mucizesinin aynısı bugün yaşanıyor. Deniz ikiye ayrılıyor ve insanlar denizin içinden karşıya geçiyor? Bakın nerede?

1


Hazreti Musa'nın Kızıldeniz'i ortadan ikiye ayırdığı mucizenin bir benzeri Güney Kore'de yaşanıyor. 

 2

Güney Kore'de bulunan Jindo adası dünyanın en şaşırtıcı doğal olaylarından birisine tanıklık ediyor.

 3

Denizde yaşanan Med-Cezir sırasında deniz iki taraftan çekiliyor ve kara ortaya çıkıyor.

4

Ortaya çıkan kara 2.8 kilometre uzunluğunda ve 40 metre eninde. Görüntü aynen Hazreti Musa'nın Kızıldeniz'i ortadan ikiye yardığı olayı hatırlatıyor

5

Med - Cezir tarihlerinde adada artık geleneksel olarak bir festival düzenleniyor. 

6

Güney Koreliler festivale adeta adaya akın ediyor

7

Milyonlarca insan denizin çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan bu yoldan adaya yürümek için burada toplanıyor.
[IMG]Milyonlarca insan denizin çekilmesiyle birlikte ortaya çıkan bu yoldan adaya yürümek için burada toplanıyor.


Ancak Güney Koreliler'e göre bu olayın med cezir olduğuna inanmıyorlar.

9

Efsaneye göre Jindo Adasında yaşayan köylüler sık sık kaplanların saldırılarına uğruyorlardı.

 10

Günün birinde kaplanlar bütün köyü kuşatınca köyde yaşayanlar can havliyle adanın komşusu olan Modo adasına yüzdüler

11

Bu arada köyün en yaşlı kişisi olan bir kadın yüzme bilmediği için Modo Adasına gidemedi.Sahile kadar yürüyen bu kadın, adaya geçemeyeceğini anlayınca Tnarıya dua etti.

Duası kabul olan bu kadın için o gün denizden bu yol açıldı.

13

Yüzme bilmeyen yaşlı kadın bu yoldan yürüyerek karşı adaya ulaştı ve kaplanlardan kurtuldu.

14

O günden bu yana bu efsane için adada toplanan Koreliler, aynı yolu yürüyerek geçerek Tanrıya dua ediyorlar.

15

Jindo Denizi Gelgit Festivali organizatörleri ise Guiness Rekorlar Kitabı'na kaydettirmeyi amaçlıyorlar.

16

Çünkü en uzun denizin çekildiği alan Jindo'da...

Etiket :haber
Casper_m
21 Temmuz 2008
19:46
Yorumlar :0
 
 
 
 

TRT'DEN BİR YARIŞMA DAHA - SEN TÜRKÜLERİNİ SÖYLE

Yarışma Formatı

Türk Halk Müziği’ne yeni sesler kazandırmak amacıyla yapılacak olan yarışma programına yurtiçi ve yurtdışında toplam 12 bölgede yapılacak olan elemelerle seçilecek olan sanatçı adayları katılacaktır.

Oluşturulacak olan bir ön eleme jürisinin her bölgede seçeceği 4-5 yarışmacı adayı İstanbul’a çağrılacaktır. Burada final jürisinin yapacağı tekrar bir eleme ile yarışmacı sayısı 15 e düşürülecek ve program bu 15 sanatçı adayının katılımı ile yapılacaktır.

Yarışma Jürisi

Yarışmada iki tür jüri bulunmaktadır.

Bölge elemeleri için oluşturulacak jüri genelde TRT radyolarında bu işe emek vermiş ustalardan ve finallere katılacak olan jüriden bir kişi olacaktır. Seçilen kişilerin televizyona yatkınlığının belirlenmesi için jüride bir prodüktöründe yer alacaktır. Bölgelere göre bu jüri üyeleri değişebilecektir.

Yurtdışında yapılacak olan elemelerde o bölgeden bir kişi jüride yer alacaktır. Kerkük’te Türkmeneli Televizyonu, Azerbaycan’da İçtimai Televizyonu, Kosova’da Yenigün (RTK) Televizyonu ve Bulgaristan’da ise Deliorman Televizyonu işbirliğinde elemeler yapılacaktır.

Finallerde görev yapacak jüri televizyon seyircisinin daha çok tanıdığı popüler kişilerden oluşturulacaktır. Bu kişilerin aynı zamanda Halk Müziği’ne olan ilgisi de jüride yer almanın bir koşulu olacaktır.

Oylama ve Elemeler

Ön elemelerde herhangi oylama sistemi bulunmamaktadır. Jürinin ortak yada çoğunluk olarak vereceği karar bir sanatçı adayının seçilmesi için yeterli olacaktır.

Televizyonda yapılacak olan finallerde ise bölgelere göre SMS oylaması yapılacaktır. Bu oylamada Türkiye’den 7 bölge, Azerbaycan ve Avrupa olmak üzere 9 bölge yer alacaktır. SMS oylarının genele etkisi %70, jürinin etkisi ise %30 oranında olacaktır. Jüri her bölümde en az puan almış iki yarışmacıdan birini koruma altına alma hakkına sahip olacaktır.

Oylamaların ekran gösterimi Eurovision mantığında yapılacaktır. Her bölgeden seçilecek olan bir bölge temsilcisi o bölgeden atılan SMS sonuçlarına göre 1 den 10 kadar olan puanları telefonla programa bağlanarak verecek, sonunda en çok oy alan o bölümün birincisi olacaktır.

Program İçeriği

Türkiyenin en yetkin sazlarından oluşan 20-25 kişilik bir orkestra kurulacaktır. Solistlerin yarışmaya hazırlanmasında TRT radyolarından ve piyasadan belirlenecek sanatçılar koçluk yapacaklardır. Yarışma jürisi sanat ve magazin dünyasının ünlüleri arasında seçilecektir.

Programın akışı içerisinde Şaman gibi show gruplarının yanında ünlü misafir solistler de yer alacaklardır. Gerektiğinde showu zenginleştirmek için solistlere dansçı desteği de verilecektir. Programda solistlerin bekledikleri Sarı Oda adı verilen platodan yarışmacıların duyguları ve heyecanları zaman zaman seyircilere aktarılacaktır.

Yarışma Başvuru Koşulları

Yarışmaya yurt içinde ve dışında yaşayan 18-35 yaş arası herkes katılabilir.T.C vatandaşı olma şartı aranmayacaktır.

Yarışmaya TRT kurumunda görevli olanlarla, eleme ve final jürilerinde yer alan kişilerin 1.derece yakınları başvuramazlar.

Bir yarışmacı ancak 1 bölgeden başvuru yapabilir, yurtiçi ve dışında başka bir bölgeden başvuru yapamaz.

Eleme Yapılacak Bölgeler

YURTİÇİ

  • İSTANBUL
  • ANKARA
  • İZMİR
  • MERSİN
  • DİYARBAKIR
  • ERZURUM
  • TRABZON

    YURTDIŞI

  • BAKÜ (AZERBAYCAN)
  • BERLİN (ALMANYA)
  • BRÜKSEL (BELÇİKA)
  • PARİS (FRANSA)
  • KERKÜK (IRAK)
  • PRİZREN (KOSOVA)
  • ŞÜMEN VE DELİORMAN (BULGARİSTAN)
  • İletişim

    Genel Koordinatör
    Hasan Taş
    Ankara Televizyonu Müzik ve Eğlence Programları Müdürü


    Yapımcı
    Mustafa Gürsoy
    Prodüktör

    Adres
    Ankara Televizyonu Müzik ve Eğlence Programları Müdürlüğü
    C Blok 7 kat 731 nolu oda
    TRT Sitesi, Oran, CANKAYA / ANKARA / TÜRKİYE

    Telefon
    +90 312 490 38 16
    +90 312 490 43 00-5408

    E-Posta
    Yarışma İle İlgili Sorularınız için : bilgi@senturkulerinisoyle.com
    Başvuru İle İlgili Sorularınız için : basvuru@senturkulerinisoyle.com

    Başvurularınızı http://www.trt.net.tr/ adresinden ve TRT İstanbul Bölge Müdürlüğünden 30 Temmuz 2008 Mesai Bitimine kadar yapabilirsiniz.

    Önemli Not: Başvuru forumunda istenilen fotoğraflar iptal edilmiştir. (Forum ile başvurularda fotograf istenmemektir.)

    Bilgi İçin:

    TRT İstanbul Bölge Müdürlüğü

    Cumhuriyet Caddesi No: 56

    Şişli - Harbiye/İstanbul

    0212 - 232 12 00 /5315

    Etiket :haber
    Casper_m
    20 Temmuz 2008
    00:39
    Yorumlar :0
     
     
     
     

    Ey Deniz! - Mihail Nuayme

    EY DENİZ

    Yorulmadın mı?
    Bir ileri salınıyorsun, bir geri,
    ne istiyorsun?
    Nereye gidiyorsun, dur durak bilmeden?
    Sanki sen de benim gibi
    iki kalplisin; köle ve özgür.
    Biri kaçmak istiyor diğerinden,
    ama kaçmak imkansız!
    Söyle ey deniz!
    Sende hem iyilik
    hem de kötülük mü var?

    Sükunetinde güven mi var?
    Dalgalarında ürkeklik mi?
    Yayılışın kolay; çekilişin zor mu?
    Alçalışın zillet, yükselişin övünç mü?
    Sessizliğinde hüzün, coşkunda müjde mi var ?
    Söyle ey deniz!
    Sende hem iyilik,
    hem de kötülük mü var?

    Durdum, gece kapkaranlık.
    Deniz, bir ileri, bir geri.
    Ne deniz verdi bana yanıt,
    ne toprak.
    Gece ağarmaya başladığında
    ve tan ufku sürmelediğinde,
    bir ırmağı işittim mırıldanan;
    Kainat, dürülme ve açılmadır.
    İnsanlar içinde iyiler de var, kötüler de,
    denizde de med ve cezir!

    ~ Mihail Nuayme ~
    Etiket :şiir
    Casper_m
    20 Temmuz 2008
    00:34
    Yorumlar :0
     
     
     
     

    ORMANDA YÜRÜYORDUM - Johann Wolfgang von Goethe


    Ormanda yürüyordum
    Öylesine ve kendimce
    Ve hiçbir şey aramamak
    İşte buydu niyetim.


    Sonra gölgeler arasında
    Bir çiçekçik gördüm,
    Yıldız gibi parıldayan,
    Bir göz gibi gülümseyen.


    Yerinden koparmak isterken onu,
    İncecikten bana:
    Solup ölmemi istiyorsun.
    Tutup kopararak beni? deyiverdi.


    Onu kökleriyle birlikte,
    Hiç incitmeden çıkarıp,
    Güzel evin başındaki,
    Büyük bahçeye taşıdım.


    Büyük sakin bahçede,
    Ektim onu yeniden.
    Şimdi o küçük, güzel çiçek
    Büyüyor durmadan, çiçek açıp, gülerek... 


        Johann Wolfgang von Goethe

    Etiket :şiir
    Casper_m
    19 Temmuz 2008
    23:37
    Yorumlar :0